Özet: Diş eksikliklerinin tedavisinde en kalıcı yöntemlerden biri olan implant tedavisi, bazı sistemik rahatsızlıkları olan veya çene kemiği gelişimi tamamlanmamış hastalara uygulanamayabilir. İmplant kimlere yapılmaz sorusunun yanıtı; kontrol altına alınamayan diyabet hastaları, baş ve boyun bölgesinden aktif radyoterapi görenler, damar yoluyla kemik erimesi ilacı kullananlar ve yakın zamanda kalp krizi geçirmiş bireyleri kapsar. Tedaviye uygunluk durumu ancak detaylı bir klinik muayene ve röntgen değerlendirmesi sonrası netleşir.
İmplant Kimlere Yapılmaz ve Hangi Durumlarda Risk Taşır?
Diş eksikliğini gidermek isteyen birçok hasta diş hekimine ilk olarak tedaviye uygun olup olmadığını danışmaktadır. Genel sağlık durumu iyi olan hemen hemen her yetişkine uygulanabilen yapay diş kökü (implant) işlemi, bazı özel tıbbi durumlarda kontrendikedir (uygun değildir). Bu tıbbi engeller, ‘kesinlikle cerrahi uygulanamayan’ durumlar ve ‘gerekli tıbbi önlemler alınarak uygulanabilen’ riskli durumlar olmak üzere iki temel kategoriye ayrılır.
Başarılı bir tedavi için hastanın ağız hijyeninden ziyade genel sağlık profilinin de bu operasyona izin vermesi gerekir. Vücudun iyileşme kapasitesini doğrudan etkileyen hastalıklar, işlemin başarısız olmasına veya ciddi sağlık sorunlarının tetiklenmesine yol açabilir. Bu nedenle operasyon öncesi hastadan detaylı anamez (tıbbi geçmiş) alınır.
Kesin Olarak İmplantın Kontrendike Olduğu Durumlar
Bazı sistemik ve akut sağlık problemleri, ağız içi cerrahi müdahaleyi hayati bir riske dönüştürebilir. Özellikle yakın zamanda kalp krizi (miyokard enfarktüsü) geçirmiş, felç (inme) atlatmış veya yakın dönemde açık kalp ameliyatı olmuş hastalar, cerrahi işlem için uygun adaylar değildir. Bu hastalarda dental müdahaleler genellikle kardiyologların belirlediği bekleme süresinin ardından tekrar değerlendirilir.
Benzer şekilde, bağışıklık sistemi aşırı derecede baskılanmış bireylerde iyileşme süreci çok zayıf olacağı ve enfeksiyon riski yüksek olacağı için tedavi ertelenmelidir. Baş ve boyun bölgesinden aktif radyoterapi (ışın tedavisi) gören hastalarda çene kemiğinin kanlanması ve iyileşme kapasitesi büyük ölçüde bozulur. Bu hastalara çene cerrahisi uygulanması, çene kemiği ölümü (osteonekroz) riskini doğurur.
Kontrol Altında Olmayan Sistemik Hastalıklar
Diyabet (şeker hastalığı), diş hekimliğinde cerrahi operasyonları doğrudan etkileyen kronik bir durumdur. Kontrol altına alınamayan diyabet hastalarında yara iyileşmesi gecikir ve yara yerinde enfeksiyon riski artar. Dolayısıyla diyabetik koma riski taşıyan veya kan şekeri aşırı dalgalı seyreden kişiler tedaviye hemen alınmaz. Ancak hastanın diyabeti ilaçlar ve diyetle kontrol altındaysa, tıp doktoru onayı ve güncel kan testlerinin (HbA1c gibi) incelenmesi sonucunda işlem güvenle gerçekleştirilebilir.
Çene Kemiği ve Alışkanlıkların Tedaviye Etkisi
Başarılı bir yapay diş kökü uygulaması için çene kemiğinin belirli bir hacimde, yükseklikte ve kalitede olması şarttır. Uzun süre dişsiz kalınması veya diş eti hastalıkları sebebiyle çene kemiği aşırı derecede erimişse, standart implant uygulaması hemen yapılamaz. Ancak günümüzdeki ileri cerrahi teknikleriyle kemik tozu (greft) ve membran uygulamaları yapılarak bölge işleme uygun hale getirilebilmektedir.
Bazı alışkanlıklar tedavi başarısını doğrudan düşürmektedir. Özellikle günde bir paketten fazla sigara kullanan bireylerde, ağız içi dokuların kanlanması azaldığı için yapay kökün kemiğe kaynama (osseointegrasyon) süreci olumsuz etkilenir. Aşırı sigara tüketimi, uzun vadede peri-implantitis adı verilen implant çevresi enfeksiyonlara yol açabilir. Konuyla ilgili yayımlanan PubMed klinik çalışmaları, yoğun sigara kullanımının ve kötü ağız hijyeninin uzun dönem başarısızlık oranlarını ciddi şekilde artırdığını göstermektedir.
İmplant Öncesi Mutlaka Diş Hekimine Bildirilmesi Gerekenler
Lokal anestezi altında yapılan basit bir işlem gibi görünse de, implant yerleştirilmesi cerrahi bir protokoldür. Malatya’daki kliniğimizde, Dt. Gözde İrem Bakırcıoğlu’nun klinik tecrübelerine göre, hastaların kullandığı tüm ilaçları diş hekimleriyle şeffafça paylaşması hayati önem taşır. Komplikasyonları önlemek adına şu tıbbi durumlar mutlaka hekime bildirilmelidir:
- Kalp ve damar rahatsızlıkları sebebiyle kullanılan güçlü kan sulandırıcı ilaçlar.
- Kemik erimesi (osteoporoz) tedavisi veya kemoterapi sebebiyle kullanılan bifosfonat grubu ilaçlar (özellikle damar yoluyla alınanlar).
- Kontrol altında olmayan hipertansiyon (yüksek tansiyon) öyküsü.
- Düzenli kullanılan kortizonlu ilaçlar ve bağışıklık baskılayıcılar.
- Geçmişte baş ve boyun bölgesinden alınan radyoterapi (ışın tedavisi) geçmişi.
- Hamilelik veya emzirme dönemi.
Karar Sürecini Kolaylaştıran Risk Tablosu
Hangi hastaların cerrahi işleme uygun aday olup olmadığını daha net görebilmek adına aşağıdaki tablo incelenebilir. Kesin karar, 3 boyutlu dental tomografi ve röntgen değerlendirmesi sonrası hekim tarafından verilir.
| Risk Durumu | Hastalık veya Tıbbi Faktör | Tedavi Yaklaşımı |
| Kesinlikle Uygulanmaz | Aktif Radyoterapi, Yakın Zamanlı Kalp Krizi | İşlem yapılmaz, tıp hekiminin uzun dönem onayı beklenir. |
| Yüksek Riskli | IV (Damar Yolu) Kemik Erimesi İlaçları | Çene kemiği nekrozu riski sebebiyle alternatif protezlere yönelinir. |
| Dikkatli Değerlendirme | Diyabet (Şeker Hastalığı), Hipertansiyon | Değerler kontrol altında ise konsültasyon sonrası işlem yapılır. |
| Riskli Alışkanlıklar | Yoğun Sigara Kullanımı, Kötü Ağız Hijyeni | İyileşme riske girer, hekim hastadan sigarayı azaltmasını talep eder. |
| Yaş Faktörü | 18 Yaş Altı Gelişimini Tamamlamamış Gençler | Kemik gelişimi tamamlanana kadar (yaklaşık 18-20 yaş) beklenir. |
Sıkça Sorulan Sorular
Kemik erimesi olanlara implant yapılır mı?
Halk arasında bilinen yaşa bağlı kemik erimesi (osteoporoz) olması implant yapılmasını tek başına engellemez. Burada kritik olan, hastanın kullandığı kemik erimesi ilaçlarının türüdür. Özellikle damar yoluyla (intravenöz) alınan bazı bifosfonat grubu ilaçlar, çene kemiğinde iyileşme problemlerine yol açabildiği için bu hastalarda işlem oldukça risklidir. Oral (ağızdan) ilaç kullananlarda ise tıp hekimi ile görüşülerek tedavi planlanabilir.
Şeker hastalarına implant takılır mı?
Diyabetin seviyesi bu sorunun cevabını belirler. Şeker seviyesi düzenli seyreden, HbA1c değeri hekimin belirlediği güvenli aralıkta olan hastalarına rahatlıkla uygulama yapılabilir. Ancak diyabeti kontrol altında olmayan bireylerde işlem öncesi kan şekerinin düzenlenmesi beklenmelidir.
Hamilelere implant uygulanır mı?
Gebelik döneminde acil ve mecburi olmayan tüm cerrahi işlemlerden kaçınılması tıbbi bir kuraldır. İmplant cerrahisi planlı ve isteğe bağlı bir işlem olduğundan, anne adaylarında bu tedavi genellikle doğum sonrasına ertelenir. İşlem esnasında röntgen çekimi ihtiyacı, anestezi kullanımı ve oluşabilecek stres faktörleri sebebiyle gebeliğin bitmesi beklenmelidir.
Yaş sınırı var mıdır? Gençlerde implant kimlere yapılmaz?
İmplant tedavisinde üst yaş sınırı yoktur; genel sağlığı elverişli olan, kemik hacmi yeterli 90 yaşındaki bir hastaya dahi tedavi uygulanabilir. Ancak alt yaş sınırı bulunmaktadır. Çene ve yüz kemik gelişimi henüz tamamlanmadığı için genellikle 18 yaşın altındaki bireylere uygulanmaz. Kemik gelişiminin tamamlanıp tamamlanmadığı gerektiğinde detaylı el-bilek radyografileri ile tespit edilebilir.
